• ruh halini bir fotoğrafla özetle

    649.
    ruh halini bir fotoğrafla özetle
    1 -1 ... louisa clark
  • cigarettes after sex

    47.
    Bu saatlerde zihnimi dinlendirmeme yardim eden, fazlasiyla soft muzikleriyle huzur veren grup.

    https://youtu.be/_K9f5FnCl5k

    https://lyricstranslate.c...ffection-affection.html-1

    Affection

    I know that you say I get mean when I'm drinking,
    But then again sometimes I get really sweet
    So what does it mean if I tell you to go fuck yourself
    Or if I say that you're beautiful to me

    It's affection always,
    You're gonna see it someday
    My attention for you
    Even if it's not what you need
    Sometimes we talk all night long, we don't shut up
    And when it's late we'll say we're still wide awake so...
    We love to talk about how you'll come up to visit me
    And we'll rent a car and we'll drive upstate

    It's affection always,
    You're gonna see it someday
    My attention's on you
    Even if it's not what you need

    I think of you,
    I want you too,
    I'd fall for you

    It's affection always...
    1 ... louisa clark
  • american horror story

    211.
    Ucuncu sezon bitince, diger sezonlarin temalari hosuma gitmeyince izlemeyi biraktigim dizi.

    Sekizinci sezonun trailer i yayinlanmis. Fena degil gibi. Belki bu sezonu da izlerim.
    https://youtu.be/z77xZBNBQas
    1 -1 ... louisa clark
  • çay

    1500.
    Çok yorucu geçen günün sonunda tüm yorğunluğu alan mukemmel icecek.
    1 ... louisa clark
  • yazarların süper güçleri

    64.
    Beddualarimin aninda tutmasi. Bana yanlıs yapan biri bir bakışımla merdivenlerden yuvarlanmıştı, baska biri ertesi gün aldatildigini ogrenip sinir krizi gecirdi, sevmedigim bir adam şeker komasina girip hastaneye kaldirildi vsvsvs. O kadar çok var ki.

    Ben bir cadıyım.
    3 -4 ... louisa clark
  • kocam istemezse bikini giymem

    3.
    Bence bu koca istememesinden cok bingil bingil göbek olduğu için giymek istememe durumu gibi swh.

    Edit: herkesin bikini giydiği, hatta bazilarinin ustsuz guneslendigi yerde sizin bikini giyip giymemeniz kimsenin şeyinde degil amk. Tabii şu halk plajlari ne durumda bilemem.
    8 -8 ... louisa clark
  • sikindirik teselliler

    6.
    Bu yuzden kimseye herhangi bir şey anlatmam. Sirf diyeceklerini tahmin ettigim icin. Tek basima tasirim derdimi daha iyi.
    2 ... louisa clark
  • sözlük erkeklerinin sözlük kızlarını haketmemesi

    4.
    Burada kimse kimseyle sevgili olmayacagina veya evlenmeyecegine gore problem olmayan durumdur.
    5 ... louisa clark
  • sözlük kızlarının elleri

    833.
    Ayak/el parmaklarimi pek sevmem. Ozellikle de başparmaklari..ondan fotografi cekmeyi becerememiş olabilirim. Swh.
    sözlük kızlarının elleri
    12 -8 ... louisa clark
  • hüsn ü aşk

    20.
    Romeo ve juliet kadar bilinmemesi, oynanmamasi sebebiyle üzen, şehy galip'in kazandirdigi en önemli eserdir. Hüsn(guzellik) adinda bir kiz ve aşk adinda bir erkeğin birbirlerine kavusma seruveni ve aşk'in bu yolda geçtigi zorluklardan, diyar-i kalbe ulasmasindan bahsedilir. Ask bu yolculukta aradigini kendi icinde bulur ve diyar-i kalp dedigi de kendi kalbinin icidir.

    Ayrica şöyle mukemmel bir ud taksimi de vardir:
    https://youtu.be/H4ysKB_nR6k
    1 ... louisa clark
  • john keats

    16.
    bir bülbüle gazel

    kalbim sancır ve uykulu bir uyuşukluk ağrıtır
    algımı, sanki baldıran zehri içmişim gibi,
    veya su şebekesine dökülmüşcesine ağır bir afyon
    bir dakika geçti, ve lethe diyarları suya battı:
    bu senin mutlu yazgını kıskandığımdan değil
    ancak senin mutluluğunla epeyce mutlu olmamdan,-
    ki sen, ağaçların hafif kanatlı orman dryad’i
    melodik bir düzlükte
    kayın ağacı yeşiliyle bezeli, ve sayısız gölgelerle,
    dolu gerdanının rahatıyla söylersin yazın şarkısını.

    ah, bir yudumcuk olsa o bağbozumu şarabından! ki o
    uzunca bir süre soğutulmuş olsa gömülüp toprağın derinlerine
    tadını tabiat örtüsü ve memleket yeşilliğinden alsa,
    dans, ve provence şarkısı, ve güneş yanığı bir neşe!
    ah, bir kupa dolusu ılık güney,
    gerçek, hippokrene çeşmesi kızıllığıyla dolu,
    boncuklanan baloncukların bardağın ağzında göz kırptığı,
    ve mor lekeli ağızla;
    içsem de, görmez olup gitsem dünyayı,
    ve seninle gözden kaybolsam ormanın loşluğunda:

    gözden kaybolup uzaklarda, çözülsem, ve unutsam oldukça
    senin yaprakların arasında hiç bir zaman bilemediklerini,
    yorgunluğu, ateşi, ve endişeyi
    burası, adamların oturup birbirlerin iniltilerini dinlediği yer;
    felcin titretip birkaç, üzgün, son beyaz saçı döktürdüğü yer,
    gençliğin solduğu, hayalet gibi inceldiği, ve öldüğü;
    o yer ki düşününce hüzün kaplar içini
    ve kurşuni gözlü hayal kırıklıkları,
    o yer ki güzellik koruyamaz ışık saçan gözlerini,
    veya yarının ötesinde duyacağı yeni aşk özlemini.

    uzaklara! uzaklara! çünkü ben sana uçacağım,
    baküs ve arkadaşlarının kağnısıyla taşınmaktansa,
    poesy’nin manzarasız kanatları üzerinde ama,
    hissiz beynim bulansa ve beni yavaşlatsa da:
    çoktan seninleyim! gece merhametli,
    ve tesadüfen ay-kraliçesi de tahtında
    tüm o yıldızlı perileriyle dört bir yanında
    ama işte burada hiç ışık yok,
    meltemleri esen cennetten gelenler dışında
    taze karanlıklar ve esintili yosun tutmuş yollar boyunca.

    ayağımda hangi çiçeklerin olduğunu göremiyorum,
    ne de hangi yumuşak tütsünün dallara asılı olduğunu,
    ama, mumyalanmış karanlıkta, tahminimce hepsi tatlı
    mevsimin ayının lütfu sayesinde
    çimen, çalılık ve vahşi meyve ağacı;
    beyaz alıç, ve kırsalların yaban gülüyle;
    hızla solan menekşeler yapraklarla kaplanmış;
    ve mayıs ortasının en büyük çocuğu,
    geliyor misk-gül, çiyli şarapla dolu,
    yaz arifelerinde sineklerin mırıltılı ziyareti.

    karanlığı dinliyorum; ve, çok defalar
    huzur verici ölüme yarı aşıktım
    onu sevgi dolu isimlerle çağırdım pek çok ilhamlı kafiyelerde,
    benim sessiz nefesimi kesip havaya karsın diye;
    şimdi ölmek her zamankinden daha değerli görünüyor
    geceyarısında acı çekmeden gidivermek,
    ruhunu içinden taşırıp dışarı bırakmak
    böyle bir vecd ile!
    sen hala şarkı söylerdin, ve artık işe yaramazdı kulaklarım
    yüksek ağıtların çimenliğe dönerdi.

    sen ölmek için doğmamışsın, ölümsüz kuş!
    hiç bir aç nesil seni ayaklarının altına alamaz;
    bu geçen gecenin duyulan sesi benim duyduğum ses
    antik zamanlarda hükümdar ve soytarısı tarafından:
    belki de kendisinin-aynısı o şarkıdır yolunu bulan
    merhamet’in üzgün kalbi boyunca, evini özlediği zamanlarda,
    yabancı ekinlerin ortasında gözyaşlarıyla dururdu;
    o sık sık yaşanan zamanlardakinin aynısı
    meftun sihirli pencere kanatlarıyla, köpüklerine açılan
    tehlikeli denizlerin, sahipsiz peri diyarlarındaki.

    sahipsiz! tam da bu kelime bir çan gibi
    beni çınlamalarıyla senden koparıp yalnız benliğime getiren!
    adieu! tasavvur böyle kandıramazdı güzelce
    adının çıktığı gibi, kılık değiştiren elfçesine.
    adieu! adieu! ağlamaklı ilahin uzaklaşıp gidiyor
    çayırların yakınından geçip, durgun akıntının üzerinden,
    dağın yamacına çıkıyor; ve şimdi o çok derinlerde gömülü
    bir sonraki vadi-kayranında:
    bu bir düş müydü, yoksa uykudan uyandıran bir kabus mu?
    o müzik kaçıp gitti:-uyanık mıyım uykuda mı?
    2 ... louisa clark
  • sözlük kızlarının saç rengi

    132.
    sözlük kızlarının saç rengi
    3 -6 ... louisa clark
  • anacreon

    3.
    Batı Anadolu kentlerinden ve Ionia’nın 12 kentinden birisi olan Teos’ta (Sığacık/izmir) doğmuş ünlü bir şairdir. Anakreonteia,sair Anakreon’un adı altında toplanmış yaklaşık 60 anonim şiire verilen isimdir.

    anacreon
    ... louisa clark
  • phidias

    2.
    antik yunanistan'da çok önemli eserler ortaya çıkarmış heykeltıraştır.

    bilinen heykeytıraşlık eserleri şunlardır:
    olympia zeus tapınağı heykeli(mö 436)
    tiber apollonu (mö 460)
    kassel apollonu (mö 450)
    hermes loudovisi (mö 440)
    anakreon (mö 450)
    diadoumenos farnase
    athena promahos (mö 460/450)
    athena lemnia (mö 450)
    amazon mattai (mö 440/430)
    athena medici (mö 440)
    athena parthenos (mö 438)
    parthenon (mö 447-432)

    phidias
    2 ... louisa clark
  • roma mimarisi

    1.
    Roma, “Romulus ve Romus” efsanesine göre i.Ö 753 yılında kurulmuş ve 753-509 yılları arasında Etrüsk kralı tarafından idare edilmiştir. Bu yüzden Roma sanatı kaynağını Etrüsk sanatına dayandırır bazı kaynaklar.
    Fakat Yunanistan, Roma hükmüne girdiğinde, dinde ki etkiyle yunan sanatı, Etrüsk sanatına karışır ve bu sanatların sentezi sonucu yepyeni bir sanat anlayışı ortaya çıkmıştır. Kısaca Roma sanatı için Yunan sanatının taklit edilmiş devamı ya da yozlaşmış biçimi de denilebilir.
    Roma sanatı temeli mimaride yatmaktadır. Mimari bir kudret gösterisinin biçimlendirilmiş halidir. Heykel sanatının aksine mimarlar Romalıdır. Bu açıdan Roma mimarisi, Romalıların görüş ve iradesinin tipik bir yansıması olarak ele alınabilir. Bu mimariye Etrüsklerin rüstik (duvarları yarı yontulmuş ya da taşın ilkel durumunu anımsatır biçimde yontulmuş taşlarla örülmüş olan yapı) unsurlarını da almıştır.

    Fakat bu rüstik zevk Greklerde görülmez. Heykellerinde Helenistik ifadenin yanında Barok sanatın natüralist heykel değerleri de vardır. 4. Ve 5. Yüzyıllarda Grek sanatına hayran bir klasisizmaya da düşmüşlerdir. Roma Akdeniz çevresinden, Asya, Avrupa ve Afrika ülkelerinden de bazı mimarlık biçimlerini örnek almıştır.

    Fakat bu çeşitliliğin arasında yapılarına Roma damgasını vurmuştur. Örnek verecek olursak kubbeyi Etrüsk ‘ten almış olsa da kendi kullanabileceği bir yapı biçimine getirip adını vermiştir..

    Planlayıcı ve teşkilatçı olmalarının verdiği etkiyle şehirler planlı olarak yapılmıştır. Taş, tuğla ve mermer kullanıp mimari eserler ortaya koymuşlardır. Zaman içerisinde kireç harcını bağlayıcı olarak kullanmış olmalarının etkisiyle kemer ve kubbe yapım tekniğinin ilerlemesine, geniş alanların üzerlerinin örtülmesi ve de geniş mekanlı, kubbeli, anıtsal yapıların inşa edilebilmesini sağlamıştır.

    Roma şehrinin örneği günümüze kadar gelememiştir, apartman tipli, katlı binalar bulunmasına rağmen, Pompei kalıntılarında bulunan Roma evleri, düz plana göre kurulmuştur.

    Romalılar ahşap çatı örtüsü yerine, büyük mekanın üzerini örten kagir tonoz ve kubbeyi seçmeleri, ağır taşıyıcı duvarların yapılmasında temel oluşturmuştur. Bu nedenle sütunlar daha çok dekoratif amaçlarla kullanılmıştır. Yine bir ilk olarak sütun üslubuna kompozit başlık ’ı katmışlardır. Yine Pantheon ’un inşası da bu dönemde başlamaktaydı.Romalılar dekoratif özellikli Grek yapı sanatına karşılık, fonksiyonel ve structive yapılar ortaya koymuşlardır.

    Bunlar;Zafer Takı,Dikilitaşlar,Tiyatrolar,Hamamlar,Podyum Tapınağı,Merkezi Kubbeli Yapılar,Tonoz veKemerli Yapılar,Şehir Kapıları,Köprülerç

    Etrüsk tapınaklarının etkisiyle yapılmış olan Roma tapınaklarının çoğu Yunan tapınaklarına benzemekte. Romalılar merdiven sütunlarını binanın ön cephesine yapmış olmalarıyla farklarını ortaya koymuşlardır. Ayrıca, Yunan tapınakları bağımsızken, Roma kutsal mekanların bir ünitesi biçiminde inşa edilmesiyle yine farkını yansıtır.
    Sütunlu caddelerde Roma mimarisinde önemli bir yer tutmaktadır.

    Roma sanatı ile gelişen diğer bir dal ise heykel ve büsttür. Alçak kabartma, yüksek kabartma, ronde-bosse (yüzeyden ayrılmışçasına gövde ve iyice belirgin yüksek kabartma) gibi teknikler ile insan anatomisini tamamen ortaya koymuşlardır. Fakat Heykel mimari kadar ileri seviye olmamakla beraber Yunan heykelciliğinin taklidi olmuştur.
    5 ... louisa clark
  • anın görüntüsü

    35144.
    anın görüntüsü
    4 -1 ... louisa clark
  • dimitri shostakovich

    5.
    Dinlerken bulutlarin üstündeymis gibi mutlu hissettiren, bittiginde guzel bir ruyadan uyanmıs hissi veren valslarin bestecisidir. Sabaha karşı serin rüzgarlar eserken dinlemek ayri bir zevk verir.

    https://youtu.be/mmCnQDUSO4I
    3 ... louisa clark
  • endemik bitki

    9.
    Aklima hep ingce "epidemic" kelimesini getirir. Eskiden surekli Ikisinin benzer oldugunu dusunurdum mesela epidemic dendiginde de aklima bir seyim nadir bulunmasi gelirdi. Defalarca anlamini yeniden öğrensem de hep öyle hatirlardim, beynimde nasil şifrelenmşse artik..

    Epidemic salgın demektir. Hic alakasi yok oysaki.
    1 ... louisa clark
  • en sevilen çizgi filmler

    232.
    en sevilen çizgi filmler
    1 ... louisa clark
  • sözlük yazarlarının şu an dinledikleri şarkı

    268.
    Son derece etkileyici
    https://youtu.be/fEzpsVi1Qd0
    1 ... louisa clark
  • yeni şeyler getiriyorum